Menu

Home Page / Blog

Tüketim Üzerinden Mekanı Okumak: İstiklal Caddesi Deneyimi
İskele Blog 25 December 2020
Gizem Nur Aksoy

Tüketim Üzerinden Mekanı Okumak: İstiklal Caddesi Deneyimi

Gördüklerimizi betimlemenin dışında daha neler yapabiliriz?

Belki de yıllar sonra gördüklerimiz kelimeler, sözcükler aracılığı ile varlığını sürdürecek.

Birçok yazar eserlerinde gördüklerini anlatırken duyumsadıklarını ve deneyimlediklerini de aktarır. Bize onların süzgecinden geçmiş mekanlar, zamanlar, insanlar ve bulutlar kalır.

Georges Perec, Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi’nde şöyle der: "O arkada kalmış gibi görünenleri betimlemek; genelde dikkatimizi çekmeyen, kendini fark ettirmeyen, önemsiz nitelenenleri listelemek; zaman, insanlar, arabalar ve bulutlar dışında hiçbir şeyin hareket etmediği anlarda yaşananları anlatmak."¹ 

Şimdi burada bunları İstiklal Caddesi üzerinden deneyimlemek, duyumsamak ve bir deneme yazmak istiyorum.

Tarih: 15 Aralık 2017
Saat:16.00
Yer: Tünel Meydanı Sokağı, İstiklal Caddesi
Hava: Açık gökyüzü, güneşli ve rüzgarlı

Gözlerimi kapatıp bir duyu organımı yok saydığım anda en baskın şey mekanın tenimi ısıtması ve turtaların kokusu oldu. Bu mekanı seviyorum, yeme üzerine olan bir mekanı yalnız yemekleriyle sevmeyiz veya buraya yalnız yemekleri için gelmeyiz. Bu çoğunlukla mekanın bizde ‘‘yer’’leşmesi durumudur. İstiklal’e bakan köşe tekli bir koltukta sıcak çayımla oturuyorum. İnsanlar gelip geçiyorlar, gözlerimi açıyorum.

İki mavi çöp arabası, biri uzaklaşıyor diğeri duruyor.

Elinde telefonla yön bulmaya çalışan genç kadın. Düşünüyorum. Yön bulmak için telefona ihtiyaç duymak, bu kadar kalabalık bir semtte birine sormak yerine telefona danışmak…
Günümüzde çok normalleşen bu alışkanlıkların beraberinde getirdiği iletişim problemleri ve psikolojik sorunları düşünüyorum.
Bir motor, üzerinde kadınla adam... Geçiyorlar, yavaşlıyorlar… Yavaşlanacak şeyler var: Engeller ve diğerleri.
Etrafa bakmaya devam ediyorum. Renkli çorap modası mı var? 1 Hardal, 2 Kırmızı, Siyah ve beyaz, 1 Turuncu…
Fotoğraf çekenler, farkında olarak mı yoksa öylesine mi donduruyorlar zamanı? Hoşlarına giden şey ne?
Topuklu bot giyen kadınlar, rahat yürüyemiyorlar. Onları rahatsız eden bir şeyi neden giyerler?

Gülümsemeler, kahkahalar ve kalabalık. Yakında metro olmalı. Bekleyenler ve gidenler, kalabalığın ritmini oluşturuyorlar.
Sigara kokusunu alıyorum, caddeye açılan sokak köşelerinde durup sigara içenler var.
Plastik markalı poşetiyle saçlarını savurarak geçen kadın. Poşet yeni, yakınlarda mağazalar var aslında son zamanlarda mağazalar serpiştirilmiş İstiklal’e. İstiklal’in kültürel katmanındaki değişimler fiziksel katmanına etki ediyor. Katmanlar üzerine düşünüyorum.

Gizem Nur Aksoy, 2017

"İnsan bazen nesneleri incelediğini sanırken, yalnızca bir tür düşlemeye açar kendini."²

İstiklal Caddesi eski adıyla Cadde-i Kebir hiç durmayan bir kalp, akış, ritim, hep bir heyecan, yoğunluk ve ses. Öyle ki İstiklal Caddesi’nin birçok yüzü var ve zamanın akışıyla İstiklal de değişime uğrar. Buna mekanın zamansallaşması denebileceği gibi zamanın mekansallaşması da denilebilir. İstiklal, her vakit farklı yüzünü farklı kullanıcılarına gösterir. Hiç çok erken saatlerde gittiniz mi İstiklal’e?

Tarih: 15 Aralık 2017
Saat: 09.00
Yer: Tünel Meydanı Sokağı, İstiklal Caddesi
Hava: Gri gökyüzü, güneşli

Sabah erken saatleri bir başkadır İstiklal. Biraz yürüyelim. Güneş yüzüme vuruyor.
Kamyonlar, biri kırmızı.
Çöp toplayanlar.
Ellerinde deri çantayla bıyıklı adamlar, selam verenler, birbirine seslenenler, esnaflar ve kediler…
İstiklal öğle saatlerindeki İstiklal’den farklı bakıyor bana. Artık insanların gereksinimleri için çalışan, hazırlanan bir İstiklal var karşımda. Sahneye çıkmadan önce aynaya son bir kez bakıyor adeta. Hazırım diyor. Yıllardır nasıl hizmet verdiyse yerlisine, turistine, öğrencisine, sanatçısına yine hazır hizmete. Kullanıcı değiştikçe o da değiştiriyor üstündekini ve her gün doğumunda hazırlanıyor gelecek misafirlerine.

Tarih: 15 Aralık 2017
Saat: 00.00
Yer: Tünel Meydanı Sokağı, İstiklal Caddesi
Hava: Rüzgarlı ve karanlık

Kalabalık, İstiklal insan kusuyor adeta.
İkili konuşmalar, üçlü konuşmalar…
Kavgalar, bağırışlar ve sarılışlar.
Polisler ve tedirginlik.
Hala açık dönerciler, kapalı kitabevleri.
Şarkı söyleyenler, sarhoşlar, dilenenler, korkanlar, gülenler. Gürültü…
Sonsuz bir uyumsuzluk hali içerisinde ritim artık karmaşaya bıraktı kendini.

"Mekan işte böyle başlar, boş bir sayfanın üzerine çizilen sözcüklerle işaretlerle."³

¹ P. Georges, Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi
² B. Gaston, Mekanın Poetikası
³ P. Georges, Mekan Feşmekan

Gizem Nur Aksoy. Mimarlığın birçok dalla etkileşim içinde olduğunu düşünüyor ve kendisini farklı kanallardan beslemeye çalışıyor. Haziran-2018'de suluboya çalışması 'Sıkışma' temalı sergiye seçilmiştir. Haziran-2018'de Kültür Üniversitesi’nde keman konseri vermiştir. Harvard-The Architectural Imagination adlı 10 haftalık kursu tamamlayarak sertifika almıştır. Nisan-2019’da Bademlik Tasarım Festivali’nde Doç.Dr. Emine Köseoğlu ile birlikte 'Belirsizin İmgeleri' isimli atölyede yürütücülük yapmıştır. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitimine devam ediyor.


Similar Posts

Kürk Mantolu Madonna’da Mekân Kullanımı
Eren Can Altay İskele Blog
Kürk Mantolu Madonna’da Mekân Kullanımı

Sabahattin Ali’nin "Kürk Mantolu Madonna" eserinde, farklı metinlerin odağına yerleşen toplumsal hafızanın mekân üzerinden kurgulanma izlencesi, yerini bireysel bir hafıza üretimine bırakır. Sabahattin Ali'nin de gösterdiği gibi, mekânsal kullanım ideolojik ya da düşünsel bir anlam içermek zorunda değildir. Aksine, Kürk Mantolu Madonna'da görülen durum, mekânın haylice bireysel bir kullanımıdır.

Read more
Aydınlanmanın Üç Hali
Elif Kan İskele Blog
Aydınlanmanın Üç Hali

Bilimsel araştırmanın ve özgür düşüncenin kilise tarafından kontrol edildiği Orta Çağ Avrupası’nın sonrasında gelen Rönesans ile birlikte sanatta, felsefede, bilimde ve mimaride önemli çalışmalar başlamış, sonrasında da kilisenin dini baskılarına karşı reform hareketleri meydana gelmiştir.

Read more
Share
TR